| | Üretsiz Blog oluştur

Sağlık Dersi|Sağlık Meslek Dersleri | Sağlık Dersleri | Sağlık Gelişmeleri |

Şal Modelleri - şal resimleri - şal yapımı

Şal Modelleri Süper Şallar

 

 

ö







depodepo - depodepo.fr - depodepo fr

depo depo,depovip,depo depo fr,yasini şerif okunuşu,depodepo fr,görüntülü oyun havaları,vatanla ilgili şiirler,depodepo forum,depovip.net

japonların zayıf kalma sırları

İşte Japonların kilo almadan yıllarca genç kalmalarının sırları..
Gözlerinizle yiyin
Japonların yemek sırrı yavaş ve ufak parçalarla küçük porsiyonlarda yemek.. Yemeğinizi yavaş yerseniz beyninizde tokluk hissi oluşacak ve az yiyeceksiniz. Kaloriyi azaltmak acı vermez. Ekstra bir yiyecek yemeksizin, çikolata, cips, bisküvilerin yerine meyve, sebze ve çorbaları tercih edebilirsiniz.

Küçük porsiyonlar
Porsiyon güçtür. Japonlar yemeklerini küçük tabaklarda ve kaselerde alırlar. Akşam yemeklerinde herşey azar azar tadılır. Ufak porsiyonlar belki de sağlıklı yaşamalarının ve zayıf kalmalarının en önemli yoludur. Araştırmalara göre ise, büyük servislerde sunulan yemekler bitirilmeye çalışıldığınmdan kilo almaya neden oluyor. Büyük tabaklarda servis edildiğinde kişi % 45 daha fazla yiyebiliyor. Bu hem iyi hem de kötü haber! Düşünmeden yenildiği için kötü, yiyeceklerin değerini değiştirmeye yardımcı olduğu için iyi haber. Daha az yemeye alışılabilir öyl değil mi?
Temel besin kaynağı pirinç
Japon diyetinde pirincin büyük yeri var. Bir kişi günde 6 kereden fazla pirinç yiyebilir. Kahvaltı dahil hemen hemen her öğünde küçük bir kasede pirinç servis edilir. Yağ oranı düşük, kompleks karbonhidrata sahip pirinç birkaç kalorinin yükselmesine neden olabilir. Hamur işi ve bisküvileri göbeklenmeye neden olabileceği için azaltmanız gerekir. Kalbe yararlı yağlar içeren pirinç, Japonya'da sadece haşlanarak yenir, yağ eklenmez.
Sebzeler lezzetlidir
Japon kadınları haşlanmış, karışık sebzeleri yemeye bayılırlar. Kırmızı biber, kabak, taze fasulye, patlıcan, soğan, domates, yeşil biber, salata, havuç, ıspanak, pancar, şalgam, patates, mantar, deniz sebzeleri, patates gibi sebzeler beslenme alışkanlıklarında önemli yer tutar. Bir öğünde en az 4-5 farklı sebze yemeği servis edilir. Hiç kimse sabah kahvaltısında salata yemenin veya çorba içmenin garip olduğunu düşünmez.

Ana yiyecek balık
Özellikle somon, tuna, sardalya, uskumru ve ringa balığı gibi yağlı balıklar, kalbe yararlı omega-3 kaynağıdır. Japonlar dünyanın % 2'sini oluşturmalarına rağmen dünya balığının % 10'unu tüketirler. Dolayısıyla Japonlar daha az kırmızı et tüketirler ve kırmızı etin neden olabileceği hastalık risklerinden korunurlar.

Soya yararlıdır
Soya yetiştirilmeye ve tüketilmeye başladığından beri, kırmızı et kadar yararlı olduğu ancak daha az yağ içeridiği biliniyor. Bu nedenle Japon yemeklerinde daha çok soya yağı kullanılır. Bunun yanı sıra soya, mayalanmış çorba olarak da tüketilir.

Sağlıklı tatlılar
Japon tatlıları mevsim meyvelerinin karışımıdır. Dondurma ve kek gibi tatlı türlerini daha çok seven Japonlar, tatlıdan sonra bir fincan Japon yeşil çayı içmeyi ihmal etmez. Sadece birkaç düzenleme ile Japon diyetinizi uygulayabilir ve daha sağlıklı yaşayabilirsiniz. Öncelikle her yerde olan beyaz yerine, kahverengi pirinç tüketin. Sushi'yi tercih ederken 2-3 damla soya sosu ilave etmeniz yeterli olacaktır.

Yumusak bir cilt icin neler yapmaliyiz?


Cildin yumuşak ve dayanıklı olması için neme ihtiyacı vardır. Ancak, kış aylarında bu nemi tutabilmesi zor olur. Ayrıca merkezi ısıtma sistemleri de cildi fazlasıyla kurutur. Banyo yapmak ve havluyla çok iyi kurulanmak da, cildin nemini alan nedenlerdir. Banyo yapmak cilde geçici olarak nem verir ama cildin koruyucu yağlı tabakasını alarak uzun vadede daha çok nem kaybına neden olur. Bunun yanında kimyasallar, kozmetikler ve diuretikler, antihistaminikler, isotretinoin (roacutane) gibi bazı ilaçların kullanımı da kuruluk sebebi olabilir. Sigara kullanımı da cildi besleyen kılcal damarları daraltarak yeterince oksijen ve besleyicilerin taşınmasını engeller. Kuruluğa ve cildin doğal görünümünü bozarak kırışıklıkların oluşmasına yol açar.

Kimlerde cilt kuruluğu görülür?
Cilt kuruluğu herkeste görülebilir; özellikle yaşlılıkta artar. Ayrıca tiroid problemleri, diyabet ve egzama, sedef hastalığı, atopik dermatit gibi bazı cilt hastalıklarının seyrinde kuruluk en belirgin bulgulardan biridir. Ayrıca kadınlarda erkeklerden daha fazla oluştuğu ve şikayetlerin menopozdan sonra arttığı gözlenmiştir.

Mevsim değişiklikleri cilt kuruluğu üzerinde etkili midir?
Mevsim değişiklikleri cilt kuruluğuna sebep olabilir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi kışın kuruluk artar ama yaz aylarında da çok güneş altında kalan kişilerin ciltlerinde, diğer zararlı etkilerle birlikte çok ciddi oranda cilt kuruluğu da oluşur.

Soğuk ve sıcak, ciltte nasıl etkiler yaratır?
Çok sıcak kadar çok soğuk da ciltte kurutucu etki yapar. Ayrıca ani ısı değişikliklerinden de kaçınmak gerekir. Soğuk etkisiyle cilt yüzeyindeki nem kolaylıkla yok olur. Eğer rüzgar da eklenirse kuruluk tablosu çok daha rahatsız edici hale gelebilir.

Cilt kuruluğu nasıl anlaşılır? Belirtileri var mı?
Hepimizin cilt yüzeyi yağ bezleri tarafından salgılanan doğal yağlı bir tabaka ile kaplıdır. Eğer bu tabaka kaybolursa cilt kuru, pullanmış ve hatta çatlak, kızarık hale gelebilir. Bunlar kuru bir cildin en çarpıcı belirtileridir.

Besinler cilt kuruluğunda etkili olur mu?
Ne tip beslenme ciltte kurumaya neden olur? Besinler de cilt kuruluğunda etkilidir. Vitaminler ve esansiyel yağlardan zengin diyet önerilir. Sebzeler, meyve, balık ve bitkisel yağların dengeli bir şekilde alınması gereklidir. Düşük yağlı diyetler belki vücudumuzu inceltici etki yapabilir ama cildimiz için zararlıdır. Esansiyel yağların yeterli oranda alınması çok önemlidir.

Kızarmış yiyecekler ve aşırı miktarda hayvansal protein alımından kaçınmak gerekir. Sodalı, alkollü ve kafeinli içeceklerden de uzak durmak önemlidir. Kafeinli içecekler idrara çıkmayı arttırarak çok fazla miktarda su ve mineral kaybına; dolayısıyla cilt kuruluğuna sebep olur. Günde en az 1.5 litre kafeinsiz ve alkolsüz sıvı tüketilmesi gerekir. Bu nedenle su içilmesi çok önemlidir.

Sabun kullanmak cildi kurutur mu?
Sabun kullanmak cilt yüzeyini kaplayan doğal yağ tabakasının kaybına sebep olacağı için cildi kurutur.

Makyajın cilt kuruluğunda belirgin etkisi var mı?
Eğer cilt tipine uygun olmayan makyaj ürünleri kullanılırsa ve bu ürünler ciltten iyi temizlenmezse kuruluğa sebep olabilirler.

Cildin kurumasını önlemek için ne yapmak gerekir?
Duş yapıldığı sırada ılık su ve vazelinli ya da zeytinyağlı temizleyiciler veya duş yağları kullanılmalıdır. Duş süresi 15 dakikayı geçmemelidir. Küvette uzun süre kalmak da cilde kurutucu etki yapar, o nedenle küvette yıkanma önerilmez. Cildi kuru olan kişilerin keseleme, ovalama gibi işlemleri uygulamaması yerinde olur. Yıkanma işlemi için yumuşak bir sabunluk yeterlidir. Duş aldıktan sonraki ilk 3 dakika içinde cilt fazla kurulanmadan sadece hafifçe havlu ile temas ettirildikten sonra uygun bir nemlendirici krem uygulanmalıdır.

Yaşlılarda banyo işlemini haftada bire indirmek en iyisidir. Pamuklu çamaşırlar ve giysiler önerilir. Çamaşırlar yumuşak deterjanlarla ve mümkünse en az kimyasal temasla, mesela yumuşatıcı bile kullanmadan yıkanmalıdır. Cildimiz kadar evlerimizin nemlendirilmesi de önemlidir. Merkezi ısıtma sistemi olan evlerde radyatörler üzerine ya da yakınına su konulması; ortama nem sağlayacak özel geliştirilmiş buhar verici aletlerin kullanılması, kurumayı önleyici etkin bir tedbir olabilir. Uyunan odanın sıcaklığının da fazla olmamasına özen gösterilmesi gerekir. Böylece nem kaybı önlenmiş olur. Bütün diğer zararlı etkileri yanında, güneş ışınlarının kurutucu etkisinden de uygun bir güneş koruyucusu ile cildi korumak gerekir. Aynı etkilerin solaryum ile de oluşabileceği akıldan çıkarılmamalıdır.

Kuru bir cilde sahip olanlar ya da dönemsel olarak cildi kuruyanlara neler önerilebilir?
Ne tarz bir bakım yapmalılar?
Özellikle kış aylarında ellerinde ve yüzünde kuruluk nedeniyle kızarıklık ve çatlaklar oluşan kişilerin muhakkak eldiven, atkı kullanması; nemlendirici el ve yüz kremlerini ihmal etmemesi gerekir. Buna rağmen kuruluk, çatlama, kızarıklık ve hatta kanamalar oluşursa bir dermatologdan yardım almak gerekir

Epilepside İlk Yardım

Bir kişi yanınızda nöbet geçirirse neler yapmalısınız?
Öncelikle sakin olun, hastanın yanından ayrılmayın, yardıma gerek varsa başkasını gönderin

  • Hastanın hareketlerini durdurmaya VE/VEYA engellemeye çalışmayın!
  • Hastayı güvenli bir yere yatırın veya alın!
  • Yaralayabilecek ucu sivri veya sert eşyalardan (Sivri köşeler vb.) hastayı uzaklaştırarak veya bunları hastanın yanından uzaklaştırarak hastayı koruyun!
  • Sıkı giysileri varsa giysilerini gevşetin (kravat, kemer gibi), şayet takıyorsa gözlüğünü çıkartın!
  • Sabit ve rahat olacak bir şekilde onu bir tarafa doğru yatırıp, tükürüğünün dışarı akması sağlayın. Rahat nefes alması için mümkünse ağzını ve solunum yolunu açık tutun!
  • Asla ağzına bir şey sokmaya veya koymaya (örneğin, dişlerini sıkıyorsa açmaya veya su vermeye ) çalışmayın!
  • Çene ile ilgili zorlayıcı hareketler zararlıdır!
  • Nöbet sırasında ilaç vermeye çalışmayın, kendi kendinize nöbetin geçmesine yönelik bir şey yapmayın! Soğan, kolonya vb. şeyler koklatmayın!
  • Epilepsi krizi olduğu bilinen bir kişi ise yapay solunum veya kalp masajı yapılmasına gerek yoktur!
  • Hastanın üzerinde epilepsi hastası olduğunu gösteren ve/veya öyle ise sizin neler yapmanız gerektiğini açıklayan bir kart, veya sağlık karnesi olup olmadığına bakın!
  • Nöbetinin bitmesini bekleyin!
  • Unutmayın ki, sıklıkla nöbet sonrasında kişi yorgun, ne yaptığını bilemez haldedir, dolayısıyla bu aşamada elinizden geldiğince sakin ve güven verici olun! Engellemeler olumuz olabilir ama açık bir cama veya yola doğru gitme vb hareketlere yumuşakça engel olun!
  • Nöbet hakkında verebileceğiniz bütün bilgilerin hem hastaya, hem de doktora yardımcı olacağını unutmayınız!

Ne zaman ambulansa gerek vardır? 
Aşağıdaki durumlardan herhangi birisi ile karşı karşıya iseniz ambulans çağırın:

  • Hasta suda nöbet geçirdiyse (örneğin yüzerken)
  • Hastanın üzerinde epilepsi hastası olduğuna dair hiçbir bilgi yoksa veya hastanın bu nöbetinin bir epilepsi hastalığı nedeniyle geçirilip geçirilmediğini bilmiyorsanız
  • Kişi yaralanmışsa, gebe ise veya diyabetik ise
  • Nöbet 5 dakikadan daha uzun süredir devam ediyorsa
  • İkinci nöbet, ilk nöbet bittikten çok kısa bir süre sonra başlıyorsa
  • Kasılmalar bittikten sonra kişinin bilinci açılmıyorsa

Kanamalarda İlkyardım

Kanın, normal olarak içinde bulunduğu kalp ve damarlardan dışarıya çıkmasına kanama denir.

Nedeni ve yeri ne olursa olsun, durmayan ya da durdurulamayan her kanama, şok, hatta ölüme yol açar. Kazalarda ölümlerin önemli bölümü bir kanamadan kaynaklanır. Kanama kontrolü bir ilkyardımcının en çok gereksinim duyacağı ve kullanacağı becerilerdendir.

Kanamaları zedelenmiş damar çeşidine göre üçe ayırabiliriz;

1. Kılcal damar kanamaları: Kılcal damarlar hücrelere ulaşan son damar uzantılarıdır. Çok ince olup içlerinde çok az kan bulunduğu için zedelenme, kesilmelerinde ancak sızıntı tarzında ve hafif bir kanama olur. Bir kesi ya da darbe sonrası ortaya çıkabilir. Hemen her zaman, dış müdahale olmasa bile, kendiliğinden sona erer. Hayati tehlike yaratmaz.

2. Toplardamar kanamaları: Toplardamarlar hücrelerden dönen kanı kalbe taşıyan, düşük basınçlı kan akımı olan damarlardır. Cilde yakın, yüzeysel toplardamarlar kol ve bacak, el, ayak sırtında rahatça seçilebilir. Toplardamar kesileriyle olan kanamalarda koyu renkli, taşma tarzında kan kaçışı görülür. Çoğu kez doğrudan baskı uygulayarak kontrol altına alınabilir. Genellikle yaşamı tehlikeye sokmaz.

3. Atardamar kanamaları: Atardamarlar kalbimizden yüksek basınçla pompalanan kanı hücrelere ileten, toplardamarların tersine kol ve bacakta derinde yol alan damarlardır. Atardamardan olan kanamalarda, açık renkli kanın, yara ağzından kalp atımına uyumlu şekilde fışkırarak çıktığı izlenir. Genellikle durdurulması daha zor olan, hayati tehlike yaratan kanamalardır.

Kanamaları konumu ve yönüne göre de üçe ayırmak mümkündür.

Kanın kaçışının gözle izlenebildiği kanamaya dış kanama adı verilir. İç organlara ait damarlar, ya da vücut içinde kafa-göğüs-karın boşluklarında yerleşik damarların, bir darbe ya da kesici delici bir aletle parçalanmasıyla ortaya çıkan kan kaçışı dışardan görülmez. Bunlar, iç kanama olarak adlandırılır. Kanayan damarın vücudun iç organlarında olduğu kanamalar, doğal deliklerden dışarıya doğru kanama olarak adlandırılır.

Kanamada ilkyardımcının amacı, önce damardan kan kaçışını önlemek, sonra da, kan hacmi azaldığı için şoka karşı önlem almaktır.

Kanamaya müdahalede en basit, risksiz, malzeme gerektirmeyecek yöntemden daha etkili, ancak uygulaması daha zor, riskler taşıyan yönteme doğru bir sıra izlenir. Değişik yöntemlerle damarı sıkıştıran, içinden kan geçmesi ve dışarıya kaçmasını önleyen ilkyardımcı, damardan kan kaçışını önleyen sağlam pıhtı oluşuna kadar uygulamasını sürdürmelidir.

Kanamayı durdurmak için kullanılan ilkyardım yöntemleri sırayla;

1. Kanayan yer üzerine doğrudan baskı yapmak,

2. Kanayan damarın kalpten geliş yolu üzerindeki özel noktalara baskı yapmak,

3. İlk iki yöntemle kontrol edilemeyen özel durumlarda, turnike-boğucu sargı yapmaktır.

Ufak bir keside, kesi yerinin su ve sabunla yıkanıp üzerine birkaç dakika bastırılması yeterli olacaktır. Üzeri bir yara bandı ile kapatılabilir.

Daha büyük bir yaralanmada, yara bezi üzerinden avuç ya da parmaklarla yapılacak baskı ile kanama durdurulduktan sonra, yeniden açılmayı önlemek için rulo, ya da, bohça haline getirilecek yara bezleri ile, üzerine sıkı bandaj yapılması uygun olur. Kanamalı kişinin sakinleştirilmesi ve kanayan kol ya da bacağın yukarıya kaldırılması, kanamanın durmasını kolaylaştıracaktır. Kanla ıslanan bandaj sökülmez, üstten yenilenir.

Doğrudan baskı ile kontrol edilmeyen kanamalarda, ilkyardımcı kanamanın yerine uygun bir noktadan, baş parmağı ya da yumruğu ile baskı yaparak, kanı getiren atardamarı sıkıştırır. Ancak uygun baskı noktaları bu konuda beceri eğitimi almadan kullanılmamalıdır.

Organ kopması birden fazla atardamar kanamasına yanı anda baskı uygulayamayacak tek ilkyardımcı olması, kazazedenin yanından ayrılma zorunluluğu, ilkyardımcının uzun sürecek yol boyunca baskı yapacak gücü olmaması durumunda, son çare olarak, boğucu sargı-turnike uygulanır. Uygulama omuz-dirsek ya da diz-kalça arasındaki tek kemikli bölgeye yapılır. Kan dolaşımının tam olarak kesilmesi kalıcı doku hasarlarına neden olabileceği için istenmeyen bir uygulamadır.

Her yüz kanamalı olaydan doksanının yara yerine baskı yapılarak, geri kalan on olayın dokuzunun özel noktalara baskı ile kontrol altına alınabileceği, turnike-boğucu sargının çok az başvurulacak yöntemler olduğu unutulmamalıdır.

Burun kanaması ve tedavisi

Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarınatıp dilindeepistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde,genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır.

Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolaydurdurulur ve korkulacak bir şey yoktur.Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarınıdurdurmak ise biraz zordur.

Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip,burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdannefes almasını ve yutkunmasını söylemektir.

TANIM: Burun kanamaları çoğunlukla can sıkıcıdır. Ancak bazen korkutucu ve yaşamı tehdit edici boyuttadır. Uzmanlar burun kanamalarını iki gruba ayırmaktadırlar. Ön burun kanamaları burun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran yada oturan kişide burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir. Arka kanama: Burun arkasından olan kanamadır. Kanama genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde kanama olabilecektir.

Arka burun kanamalarının tanınması oldukça önemlidir. Bu kanama tipi bir uzmanın takibini gerektirmektedir. Arka kanamalar çoğunlukla yaşlı kişilerde görülür. Bu hasta grubu genellikle yüksek kan basıncı (tansiyon) olan kişiler yada travma geçirmiş kişilerdir. Burun kanamaları çocuk yaş grubunda genellikle ön kanama tipinde olmaktadır. Kuru hava veya kış aylarında görülen kabuklanmalar kanamaya neden olmaktadır. Bundan korunmak için nemlendirici bir kremi burun orta bölmesine parmak ucu ile sürmek faydalı olacaktır.

Bu amaçla vaselin gibi kremler kullanılabilir. Günde üç defa kullanılması önerilir. Ancak gece yatmadan önce sürülmesi yeterlidir.

Burun kanaması sık tekrarlıyorsa doktorunuza görünmenin faydası vardır.

ÖN KANAMALARIN DURDURULMASI

Siz yada çocuğunuzda ön burun kanaması varsa şunları uygulayınız:

Burunun ucundaki yumuşak kısmını başparmağınızla diğer iki parmağınız arasına alınız. Burunu parmakla sıkıştırılmış olarak yüzünüze doğru bastırın. Beş dakika böyle bekleyiniz. (Saat tutunuz.) Başınızı kalbinizden daha yüksek tutmaya dikkat ediniz. Bu nedenle oturmanız yada başınız daha yukarda uzanmanınız önerilir. Burun ve yanağınıza buz tatbik ediniz. (Bir plastik torba içine buz doldurarak. )

KANAMA DURDUKTAN SONRA YENİDEN KANAMAYI ÖNLEMEK

Sümkürmemeye dikkat ediniz. Yerden ağır bir şey kaldırmak yada buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayınız. Başınızı mutlaka göğsünüzden daha yukarda tutmaya çalışınız.

TEKRAR KANAMA OLURSA

Burun içindeki tüm pıhtıları sümkürerek temizleyiniz. 3, 4 defa her iki burun deliğine dekonjestan burun spreyi sıkınız. Tekrar en baştaki 1. ve 3. basamaktaki gibi buruna baskı yaparak sıkınız. Doktorunuzu arayınız.

NE ZAMAN DOKTORU ARIYALIM YADA ACİL SERVİSE BASVURALIM?

Eğer kanama durmuyorsa veya yeniden kanamaya eğilim gösteriyorsa;

Eğer kanama nedeniyle yorgunluk ve halsizlik hissediliyorsa.

Eğer kanamanız burun önüne kanamadan çok boğaz arkasına doğru oluyorsa.

Elektrik çarpmasında ilkyardım

Elektrikle çarpılmak için akımın vücuttan geçerek + ve - kutuplar arasındaki devreyi tamamlaması gerekir. Pil, batarya, ve akümülatörler doğru akım üretirler. Doğru akım 20-30 volttan sonra çarpılma hissi vermekte ancak tahribat yapmamaktadır. Pil ve oto aküsü ile çarpılmak olası değildir. 30 volt üstü doğru akım (DC) kaynakları tehlikelidir.

Evde kullanılan elektrik alternatif akım (AC) tipindedir. Alternatif akım, 15 volt üstünde çarpılma hissi verir, tahribat yapmaz. 20 volt üstü tehlikeli sayılabilir. Elektriğe temas eden noktalar arası mesafe kısa ise arada kalan doku şiddetle ısınır ve yanar. Yanık, elektrik akımının kuvvetine bağlı olarak artar.

Alternatif akım, kalp üzerinden geçecek olursa, kalbin sinirsel ileti sistemini bozar, kalp durur.

Allternatif akımla çarpılma çok kolaydır. Prizdeki aktif kutba değildiğinde, vücut devreyi tamamlamak için yere basan ayakları kullanır.

Su, elektrik akımını iyi iletir. Kuruyken iletken olmayan tahta, plastik gibi maddeler ıslanınca iletken olurlar.

Yıldırım, doğal elektrik kaynaklarıdır. Yıldırım havadaki durağan elektriğin bir ark ile boşalması demektir. Bu nedenle çocukların yağışlı ve fırtınalı havalarda uçurtma uçurmaları tehlikelidir. Çünkü ıslanan uçurtma ipi iletken hale gelir ve elektrik, ipi elle tutan kişi üzerine boşalabilir.

Ülkemizde yerleşim alanları üstünden geçen ve zaman zaman evlerin çok yakınlarına kadar gelen yüksek gerilim hatları başka bir tehlike kaynağıdır. Bu gibi yerlerde televizyon antenlerin düzeltilmesi için dama çıkılması başlı başına ayrı bir tehlikedir. Çocukların uçurtmalarını almak için bir sopayla tellere dokunmaya kalkışmaları ölümle sonuçlanan kazalara yol açmaktadır. Bu hatlara 20 m. den daha yakına gelmek son derece tehlikelidir.

Elektrik çarpmalarına karşı alınması gereken önlemler

*Saç kurutucusunu ve elektrikli ısıtıcıyı banyo küvetinin ve lavabonun yakınlarına koymayın.

*Islak ortamda elektrikli cihaz çalıştırmayın. Banyoda saç kurutucusu kullanmayın

*Prizlere emniyet kapağı takın

*Evde topraklı priz kullanın

*Yuvasından çıkmış, telleri açıkta kalmış prizleri tamir ettirin

*Sigortaları tel sararak yenilemeyin, orjinal malzeme kullanın

*Elektrikli cihazları fişe takmadan önce kapalı olduklarına emin olun

*Elektrikli ev aletlerini kullanım talimatlarına uygun kullanın

*Sigortayı kapatmadan elektrikle ilgili hiçbir iş yapmayın

*Evi uzunca bir süre terk edecekseniz sigortaları kapatın

*Ekmek kızartma aletini kahvaltı masasına almayın. İçinde sıkışan dilimi çatal, bıçak gibi nesnelerle kurcalamayın

*Sıcak ütüyü kablosunun üstüne koymayın

*Elektrikle uğraşırken kalın lastik tabanlı ayakkabı giyin

Elektrik çarpmalarında yapılması gerekenler

*Elektriği kesmek için sigortaları kullanın

*Lastik tabanlı ayakkabı giyin, kuru bir lastik eldiven takın

*Elektrik akımını iletmeyecek kuru bir cismin üzerine çıkın

*Elektrik çarpan kişinin yakınındaki kablo gibi iletkenleri, yalıtkan bir çubukla uzaklaştırın

*Hastayı giysilerinden çekerek bölgeden uzaklaştırın

*Elektrik çarpan kişiye kalın lastik tabanlı ayakkabınız yoksa dokunmayın

*Sigortaları kapatmadan yaralıya temas etmeyin

*Çıplak elle çarpılmış kişiye dokunmayın

*Çocukları olay yerinden uzak tutun

*Dokunmak için iletken cisimler kullanmayın

Böcek Sokmaları ve tedavileri

 Yaz aylarında, böcek sokmalarının arttığını bildiren uzmanlar, özellikle zehirli böcek, yılan ve sineklere karşı dikkatli olunması tavsiyesinde bulunuyor. Böcek sokmaları ve ısırmaları; alerjik reaksiyonlara ve nadir olarak enfeksiyonlara neden olabileceği için göz ardı edilmemesi gerekiyor.

Yaz aylarında daha çok sivrisinek ve arı sokmalarıyla karşılaşılsa da açık mekanlarda daha çok vakit geçirildiği için akrep, kene, örümcek vs. gibi canlıların da sokmalarıyla karşılaşılabiliyor. Sema Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Serpil Özyılmaz, sivrisineklerin çok yoğun olduğu bölgelerde sinek kovucu ilaçlar kullanılmasını öneriyor.

Korunma yöntemleri

? Otların üzerinde açık ayakkabı ve çıplak ayakla yürümeyin.

? Pikniğe, çocuk bahçesine veya ağaçlık alanlara giderken parlak renkli, kol ve bacağı açıkta bırakan giyecekler giymeyin.

? Ağzı açık kalmış teneke kutulardan ve şişelerden içecek içmeyin.

? Ev ve arabaların camları kapalı tutun.

? Çöp tenekelerinin ağzını kapalı tutun.

? Ev dışında yenilen yiyeceklerin paketleri kapatılmalı, uzun süre ağzı açık bırakılmamalı.

? Çok yoğun ve çiçekli kokular sürmeyin.

? Arı görüldüğünde panik yapmayın.

Dr. Serpil Özyılmaz böcek sokmalarında uygulanması gerekenleri şöyle sıraladı;

? Isırılan bölgeye soğuk uygulayın

? Ağrı varsa ağrı kesici ilaç alınabilir

? Yara yerini temizleyin ve temiz tutun

? Isırılan bölgede şişlik, kızarıklık ve sıcaklık olursa bir sağlık kuruluşuna başvurun.

Arı sokmaları hakkında bilgi veren Dr. Serpil Özyılmaz; arı sokmasında da, buz uygulamasının yararlı olduğunu belirtti. Ancak, arı sokmasına karşı bazı kişilerin alerjisi olabilir. Mide bulantısı, kusma, nefes almada zorluk çekme, gözlerin etrafında, dudaklarda veya boğazda şişlik bunun belirtileridir, hatta bilinç kaybı görülebilir. Arı sokmasına karşı aşırı duyarlılığı olan kişiler, doktorunun verdiği ilaçları mutlaka yanında bulundurmalıdır, dedi.

Acil Tıp Nedir? att nedir?

Acil Tıp Nedir?

 

Uzmanlaşmış bir ekip ile yılın 365, haftanın 7 günü ve günün 24 saati hizmet veren, hastaneye acil olarak başvuran hastanın şikayetlerini ve istemlerini ilk planda ve hızla çözebilecek bir alt yapıya sahip, temel sorunu saptayacak ve tedavi edecek donanımı bulanan, kısa süreli tedavi ve izlem gerektiren olguları hospitalize edebilen sistemin bütünü acil servistir.

 

Acil servis, tüm enerjisini ve bilgisini bu konuya yöneltmiş ve uzmanlaşmış bir ekip tarafından yürütülen ayrı bir disiplindir.

Acil serviste tüm bu hizmeti verecek ekip acil tıp alanında uzmanlık eğitimi almış veya bu eğitimi almakta olan kişilerden oluşmaktadır. Bu amaçla;

A.B.D’de 1968 yılında acil hekimleri Amerikan Koleji

1970’de acil hekimliği asistan eğitim programları açılmıştır.

 

Ülkemizde 1980 yılından bu yana önce mecburi hizmet kapsamında, 1996’dan sonra da mecburi hizmet kapsamı dışında pratisyen hekimlerce acil servis hizmeti yapılmaktadır. Ülkemizdeki hızlı kentleşme ve sanayileşme sonucu sayıları giderek artan ve artacak olan acil tıbbi ve cerrahi hastaların, hastaneye nakillerinin, acil servisteki tanı ve ilk tedavilerinin daha hızlı, daha etkin ve daha başarılı olarak yapılabilmesi için özellikle üniversite hastanelerinin öncülüğünde yeni bir tıbbi ve idari organizasyona duyulan gereksinim sonucunda ilk ve acil yardım anabilim dallarının açılmasına karar verilmiştir.

Bu aşamada ilk olarak 1993 yılında Amerikalı acil tıp uzmanı Dr.John Fowler öncülüğünde 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinde İlk ve Acil Yardım ABD açılmıştır. Bunu diğer üniversitelerde açılan anabilim dalları izlemiştir. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinde ise 1995 yılında İlk ve Acil Yardım ABD açılmıştır. Nisan 1996 Tıpta uzmanlık sınavıyla ilk defa 2 araştırma görevlisi göreve başlamıştır.